DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

VATANLARINI NASIL SEVDİLER – 1

Yayın Tarihi: 20 Şubat 2025 | Son Güncelleme :

20 Şubat 2025 - 15:56

VATANLARINI NASIL SEVDİLER – 1

Bazı çevreler tarafından ne denli dışlanmaya çalışılırsa çalışılsın bitmedi. Biteceğe de benzemiyor.

Ne vatanseverlik, yurtseverlik, ulusseverlik… Ne de milliyetçilik, ulusçuluk, ulusalcılık… Ve ne de ulusal olur, kimlik, kişilik… Belki de hepsi yeniden başlıyor.

Ama yine de bazılarımız bunların bittiğini düşünüyor, içinde bulunduğumuz “modern dünya”da ve “küreselleşme çağı”nda bunların artık çağın gerisinde kaldığına inanıyor.

Çünkü Batı öyle istiyor. Çünkü Batı emperyalizminin çıkarları onu gerektiriyor. Bunu yerine getirmek de kendi ulusal çıkarlarımız yerine onlarınkine öncelik verişimizden başka bir şey olmuyor.

İyi de vatanseverliği onlar isteyince kabul edecek, istemeyince ret mi edeceğiz? Oysa milliyetçiliğin mucidi bile onlar.

Bugünkü Batı, hiç kuşkusuz dünkü Batının devamı.Nitekim bugünkü emperyalizmin dibinde yatan başlıca dinamik yine vatanseverlikten başka bir şey değil. Olamaz da. Zira her adımlarını uluslarının çıkarları için atmaktalar.

Peki ama dünkü Batının, o Batının önde gelen yazar, çizer, düşünür ve sanatçılarının vatanseverlikleri ve ona bakışları neydi, vatanları hakkında neler hissediyorlar, neler düşünüyorlardı?

İşte Polonya’nın yetiştirdiği ünlü besteci ve piyano virtüözüFrederic Chopin! O denli seviyordu ki vatanını, “Kalbimi vatanıma gömün” demiş, o vasiyet de yerine getirilmişti.

Tarih 2 Kasım 1830. Köyün yirmi yaşındaki harika çocuğu hemşerilerine veda etmeye gelmişti. Köylüleri toprakla doldurdukları gümüş bir kupa vererek “Nerede olursan ol, doğduğun toprakları unutma, gönlündeki ateşle sev onu”dediler.

O gün yurdundan ilk kez ayrılıyordu ve artık Paris’teydi. Bir yıl sonra ülkesinin Ruslara karşı bağımsızlık savaşı başlattığını öğrendi.

Bir arkadaşı orduya yazılmak üzere memleketine dönünce Chopin de peşinden gitmek istedi ama babasının “Sen eserlerinle vatanın için zaten büyük bir hizmette bulunuyorsun. Senin verdiğin o hizmeti başkaları veremez. Eserlerini vermeye devam et” diyen bir mektup alınca istemeyerek de olsa cepheye gitmekten vazgeçti.

Aradan yedi yıl geçmiş, Rusya ile Polonya barışmıştı. Rus Çarı Nikolay, Chopin’i Moskova’ya davet etti. Onu saray bestecisi yapacak, yüklü bir maaş verecek, unvanlara, imtiyazlara boğacaktı. Bu kadar parlak bir öneriyi hiç tereddüt etmeden reddetti. Verdiği cevapta şöyle diyordu:

            “1831’deki ülkemin bağımsızlık savaşına silâhla değilse de kalbimle, eserlerimle katıldım. Hiçbir unvanda gözüm yok.”

Polonya’nın bu dâhi ve vatansever evlâdı yeni besteler yapmaya,piyanosunun tuşlarına basmaya devam edecekti.

Az önce de değindiğimiz gibi “Kalbimi vatanıma gömün” diye vasiyet etmiş, o vasiyet de yerine getirilmişti.

Hayata henüz 39 yaşındayken Paris’te veda etti ve kalbi çıkarılarak vatanına götürüldü ve orada toprağa verildi.

Toprağı bol olsun büyük ve herkese örnek olası vatanseverin. Manevi huzurunda saygıyla eğiliyorum.

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.